Sahabe Nedir? Kimlere Sahabe Denir?

SAHÂBE:
Peygamber efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem sağlığında bir an gören, eğer âmâ ise (gözü görmüyorsa), bir an konuşan, îmân etmiş büyük-küçük mü'minlerin birkaç tânesine veya daha fazlasına verilen isim. Sâhib kelimesinin çokluk şeklidir. Hürmet v e saygı için, "Resûlullah'ın kıymetli ve mübârek arkadaşları" mânâsına Sahâbe-i kirâm denir. Ayrıca onların ismi anıldığında; "ü teâlâ onlardan râzı olsun" mânâsına radıyallahü anhüm ecmaîn söylenir. (Bkz. Eshâb)
Bütün din büyükleri buyuruyor ki: "Sahâbe-i kirâm aleyhimürrıdvân, peygamberlerden aleyhimüssalevâtü vetteslîmât sonra insanların en efdali, en üstünüdür." Resûlullah'ı sallallahü aleyhi ve sellem bir kerre gören bir müslüman, görmiyenlerin hepsinden , hattâ Veysel Karânî'den kat kat daha yüksektir. Eshâb-ı kirâm aleyhimürrıdvân, Şam'a girince, bunları gören hıristiyanlar, hâllerine hayran kalıp; "Bunlar, Îsâ aleyhisselâmın havârîlerinden daha yüksektir" dediler. Bu dînin en büyük âlimlerinden olan Abdullah ibni Mübârek (r.aleyh), buyuruyor ki: "Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem yanında giderken hazret-i Muâviye'nin (r.anh) bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülazîz'den bin defâ daha üstündür." (İmâm-ı Rabbânî)

Âlimler Sahâbî’nin tanımı ile ilgili farklı görüşler beyan etmişlerdir. Hafız İbn-i Hacer el-Askalânî "El-İsâbe" adlı eserinde bu konuyu ele almış, bu konudaki sahih olan görüşleri açıklamış ve meseleyi uzun uzadıya incelemiştir. Biz ise onun incelemesinin özetini burada nakletmekle iktifa edeceğiz.
İbn-i Hacer (ra) diyor ki; sahâbî konusunda vâkıf olduğum en sahih tarif şöyledir: "Sahâbî, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'e iman (edip), iman ettiği halde kendisiyle bir araya gelen ve İslâm üzere ölen kişidir". Tarifte yer alan; "Peygamberle bir araya gelen" ifadesinin genellemesine göre; sohbetinde uzun veya kısa bir süre mecliste bulunmuş olsun, O'ndan hadis rivayet etsin veya etmesin, O'nunla savaşa katılmış olsun veya olmasın, ancak yine meclisinde bulunmamış olsa dahi de bir defa görmüş olsun veya körlük gibi bir sebepten dolayı O'nu görmemiş olsun, dolayısıyla sadece onunla karşılaşmış olan bir kimseye de sahâbî denir.
Yine tarifte geçen ‘iman ettiği halde’ ifadesine göre bir kimse kâfir olduğu halde Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le karşılaşmış ve bilahare iman ettikten sonra Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le bir daha karşılaşmamış ise, ‘Sahâbî’ sayılmaz.
Yine tarifte geçen; "İslam üzere ölmüş" ibaresine göre; bir kimse Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le kendisine iman etmiş olarak karşılaşmış, ancak daha sonra -Allah korusun- mürted olmuş ve mürted olarak ölmüş ise yine ‘sahâbî’ sayılmaz. Bu kabilden az sayıda bazı kimseler olmuştur. Öte yandan, bir kimse mümin olarak Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le karşılaşmış daha sonra mürted olmuş, daha sonra tekrar ölmeden İslâm'a dönmüş ise, ikinci bir defa karşılaşsın veya karşılaşmasın yine de ‘sahâbî’ sayılır.
Buhârî'nin Hocası Ahmed bin Hanbel gibi muhaddisler ve bunlara tabi olan alimler nezdinde tercih olunan en sahih görüşe dayanmaktadır. Bunun ötesinde diğer şâz görüşler de vardır. (El-İsâbe, 1/7-8)
Bu açıklamalardan sonra konuyla ilgili değişik tarifler ve değerlendirmeler şöyledir:
Sahabî'nin tarifiyle ilgili bir bilgi olması bakımından yapılan tarifleri kısaca sıralayıp, en sonunda muhtar ve mu'teber olan görüşü vereceğiz.

1) Sahabî: Uzun müddet Hz. Peygamberle beraber bulunup, O'ndan hadis rivayet eden ve
O'nun hallerini araştırıp bilen kimsedir. Usulcüler ve bir kısım ulema bu görüştedir.

2) Sahabî: Hz. Peygamber (SAV) ile bir sene veya iki sene beraber olup, onunla bir veya iki gazveye iştirak eden kimsedir. Bu tarif daha ziyade Said b. el-Müseyyeb'den naklolunuyor. Ancak, bu durumda sahabî olarak bilinen pek çok kimseyi dışarıda bırakmak mecburiyeti hasıl olacak. Ayrıca bu rivayetin zayıf olduğu da nakledilir.

3) Sahabî: Uzun müddet birlikte olmakla beraber, ondan hadis alıp rivayet edendir.

4) Sahabî: Hz. Peygamber'i müslüman, bâlig ve akıllı olarak gören kimsedir.

5) Sahabî: Nebî (SAV)'in zamanına yetişen herkestir. Müslüman olmak şartıyla O'nu görmese bile sahabî'dir.

6) Sahabî: Hz.Peygamber'in, kendisiyle hususiyyet kesbettiği, kendisinin de O'nunla
hususiyyet kesbettiği kimsedir. Bu şartı Maverdi koşmuştur.

7) Sahabî: "Hz.Peygamber (SAV)'e iman ederek onunla karşılaşan ve müslüman olarak ölen kimsedir." İbn'u Hacer'in, elde ettiğim bilgilerin en doğrusu, dediği tarif budur.

Buharî Hazretleri, Sahih'inde, müslüman olarak ölme şartım koşmamış sadece, "Hz. Peygamber'le sohbet eden veya O'nu gören müslüman, sahabî'dir." diye tarif etmiştir. Aynî, bu tarife "ve müslüman olarak ölen" ifadesini ekleyerek, akla gelecek şüphelerin gideceğini ifade eder.190
İbnu Hacer'in yaptığı bu tarife, “Onunla karşılaşan” ifadesi kullanılmak suretiyle, Hz. Peygamber'le beraberliği uzun müddet olan da girer, olmayan da. O'ndan rivayet eden de girer, etmeyen de. O'nunla beraber savaşa iştirak eden de girer, etmeyen de. O'nu gözüyle gören de, herhangi bir (a'malık gibi) sebeple onu görmeyen de sahabî'dir.
Tarifte geçen "Hz. Peygamber'e iman ederek" kaydıyla Hz.Peygamber zamanında kâfir olarak O'nu görse de sonradan müslüman olsa ve bir daha mü'min iken Hz.Peygamber'i görmese o kimsenin sahabî olamıyacağı anlaşılır. Kayser'in elçisi gibi.
Hz.Peygamberi vefatından sonra henüz defnedilmeden cenazesini gören kimse de sahabî sayılmaz. Ebu Züeyb Hüveylid b.Halid el-Huzeli gibi.
İbnu Hacer'in yaptığı tarifte "Hz.Peygamber'e İman" şartı olduğu için, diğer peygamberlere iman ederek, Hz. Peygamber Efendimizi gören ehl-i kitap da sahabî sayılmaz. Nitekim, Hz. Muhammed (SAV) ile peygamberliğinden önce karşılaşanların durumu böyledir. İhtimalli bir durum olduğunu söyleyen ibnu Hacer, Rahib Bâhira ve benzerlerini misâl veriyor.
Cinlerden ve meleklerden mükellef olanlar, Hz.Peygamber'e iman ederek onu görmüşlerse, onların da sahabî olacağını söyleyen âlimlerimiz vardır.
Bir kimse, müslüman olarak, Hz. Peygamber'le karşılaşsa, sonra –Allah korusun- islâm'dan dönse, eğer tekrar müslüman olmadan ölürse o, sahabîlikten çıkmıştır. Ancak tekrar islâm'a dönerse, Rasûlüllah'ı görmeden ölse bile müslüman olarak ölmek şartıyla sahabîliği devam eder. Kurra b. Meysere, Esas b. Kays bu kabildendir.
Bir kimsenin sahabî olabilmesi için Hz. Peygamber'le temyiz yaşındayken buluşmuş olmasını şart koşanlar var ise de bulûğa ermesi şart değildir. Bu hususta bazı ihtilaflar vardır. Ancak Peygamberimizin torunları Hasan ile Hüseyin gibi pek çok sahabî'nin bulunması, temyiz yaşının yeterli olduğuna bir delildir. Peygamber Efendimiz'in, çocukken dua buyurduğu veya ağzına hurma vs. şeylerle tahnik yaptığı ve isim verdiği çocukların, sahabîliği hususunda ihtilaf vardır.
Ehl-i velayetten birinin, Hz. Peygamber'i keşif yoluyla görmesi veya bir kimsenin O'nu rüyada görmesi, o kimseyi sahabî yapmaz. Alem-i şehadette görmek şarttır.
Tabiin Nedir?
Sahabeleri gören kimselere denir.
Tebeud Tabiin Nedir?
Tabiin i gören kimseye denir?
Muhadram Nedir?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in zamanında yaşadığı halde Efendimiz (s.a.v.)’i görme şerefine nail olmayan insanlara denir. (Veysel Karani ve Habeş kralı Necaşi gibi)
Hulefai Raşidin Nedir?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra halifelik yapan dört halifeye denir.
1- Hz. Ebu Bekir
2- Hz. Ömer
3- Hz. Osman
4- Hz. Ali (r.a.)
Aşerei Mübeşşire Nedir?
Yaşarken cennetle müjdelenen on sahabeye denir.
1 - Hz. Ebu Bekir
2 - Hz. Ömer
3 - Hz. Osman
4 - Hz. Ali
5 - Hz. Sad Bin Ebi Vakkas
6 - Hz. Zeyd Bin Sabit
7 - Hz. Talha Bin Ubeydullah
8 - Hz. Zübeyr Bin Avvam
9 - Hz. Ebu Ubeyde Bin Cerrah
10-Hz. Abdurrahman B. Avf