LEZİZ YEMEK TARİFLERİ BURDA TIKLA

5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Peygamberimiz (sav) e Yazılan Şiirler

  1. Kanal d canlı izle #1
    Bayan Üye Array hilalim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    76
    Teşekkür Et
    8
    5 Konusuna 6 Teşekkür Almış

    Peygamberimiz (sav) e Yazılan Şiirler

    ___________________________________________________________________________
    NAAT

    Seccaden kumlardı…

    Devirlerden, diyarlardan

    Gelip göklerde buluşan

    Ezanların vardı!

    -----------------

    Mescit mü’min, minber mü’min…

    Taşardı kubbelerden Tekbîr,

    Dolardı kubbelere “âmin!”

    Ve mübarek geceler, dualarımız,

    Geri gelmeyen dualardı…

    Geceler, ki pırıl pırıl,

    Kandillerin yanardı.

    Kapına gelenler, yâ Muhammed,

    -Uzaktan, yakından-

    Mü’min döndüler kapından!

    Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,

    İki dünyada aziz ümmet;

    Muhammed ümmetiydi.

    Konsun –yine- pervazlara güvercinler,

    “Hû hû”lara karışsın âminler…

    Mübarek akşamdır;

    Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

    Şimdi seni ananlar,

    Anıyor ağlar gibi…

    Ey yetimler yetimi,

    Ey garipler garibi;

    Düşkünlerin kanadıydın,

    Yoksulların sahibi…

    Nerde kaldın ey Resûl,

    Nerde kaldın ey Nebi?

    ----------------

    Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet

    Altın devrini yaşıyor…

    Diller, sayfalar, satırlar

    “Ebu Leheb öldü” diyorlar.

    Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed

    Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

    Neler duydu şu dünyada

    Mevlidine hayran kulaklarımız;

    Ne adlar ezberledi, ey Nebî,

    Adına alışkın dudaklarımız!

    Artık, yolunu bilmiyor;

    Artık, yolunu unuttu

    Ayaklarımız!

    Kâbe’ne siyahlar

    Yakışmamıştır, yâ Muhammed

    Bugünkü kadar!

    ARİF NİHAT ASYA





    BEN SENi GÖRMEDEN SEVDiM EFENDiM

    Ey bizlericin gönderilen son PEYGANBER

    Ben seni görmeden sevdim EFENDiM

    Hic kimse sevilmedi senin kadar

    Ben seni görmeden sevdim EFENDiM

    Veysel Karani olamasamda

    Kapina yüzümü süremesemde

    Rüyamda hayalin göremesemde

    Ben seni görmeden sevdim EFENDiM

    Ebubekir Siddik olamasamda

    Yunus Emre gibi yanamasamda

    Rüyamda hayalin göremesemde

    Ben seni görmeden sevdim EFENDiM

    Heran dilimdedir mübark adin

    Sana gelemedim icimde yangin

    Ahirettir benim enson duragim

    Ben seni görmeden sevdim EFENDiM

    Tek bir dilegim var yüce ALLAH tan

    Cennette seninle görüssem biran

    Doya doya bakip kokun koklasam

    Ben seni görmeden sevdim EFENDiM



    ~MEDİNENİN GÜLÜ~

    Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,

    Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;

    Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..

    Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

    -------------------------------

    Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,

    Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;

    Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..

    Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

    --------------------------

    Anladım vaslına ermek için artık çok geç,

    Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;

    İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..

    Anladım vaslına ermek için artık çok geç...

    -------------------------------

    Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,

    Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;

    Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..

    Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

    --------------------------------

    Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;

    Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!

    Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.

    Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

    ---------------------------

    Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,

    Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;

    Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..

    Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

    ----------------------

    Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,

    Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;

    Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta..

    Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

    -----------------------

    Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,

    Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;

    Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..

    Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

    M.Fethullah Gülen

    CANLI TV İZLE ONLİNE HD TV





    Beyinler ürperiyor YA RABB, ne korkunç inkılab olmuş; Ne din kalmış ne iman;din harab, iman turab olmuş. [Mehmet Akif Ersoy]

  2. Kanal d canlı izle #2
    Bayan Üye Array hilalim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    76
    Teşekkür Et
    8
    5 Konusuna 6 Teşekkür Almış

    40 Yaşındasın

    Rahmetini umarak

    Günahkar bir dille;

    Allah Azze ve Celle

    Ya Rasulallah,

    Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,

    Kalbimizden seyrediyoruz seni.

    İşte

    Bir yaşındasın,

    Beni Sa'd yurdundasın

    Sana süt anne olmadı kadınlar

    Bu yüzden dargın bulutlar

    Bir damla yağmur indirmiyor

    Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda

    Minicik bir bulut var gökyüzünde

    Sana aşık...

    Ayrılmıyor başucundan

    Ve insanlar yağmur duasında...

    Hz.Halime kucağına alıyor seni

    Yüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için

    Oysa minicik bulut gökyüzünde

    Sana meftun, sana kilitli...

    Ve dua eden rahibin kucağındasın

    Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip

    Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da

    Ama sen unutmuyorsun

    Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun

    O minicik bulut ilişiyor bakışlarına

    Büyüyor, büyüyor...

    Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan

    Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini

    Çoğusu bilmiyor seni...

    Altı yaşındasın

    Medine-i Münevvere yolundasın

    Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen

    Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında

    Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni

    Mekke'ye annesiz giriyorsun

    Abdulmuttalip bir başka seviyor seni

    Ebu Talip bir başka seviyor

    Ya Rasulallah

    Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında

    Onlar anne deyince sen yere mi bakardın

    Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya

    Kaç gece anne diye hıçkırdın

    Efendim!

    Senin yerine de anne dedik annemize

    Senin yerine de baba dedik

    Yirmi beş yaşındasın

    Ve bambaşkasın

    Kimse sana denk değil

    Şefkat yayıyor kokun

    Güven veriyor sesin

    Sen Muhammed-ül Emin' sin

    Otuz üç yaşındasın

    Dalga dalga rahmet var

    Otuz beş yaşındasın

    Hadi gel bekletme yar

    İniltiler çalıyor kapısını göklerin

    Hadi gel bekletme yar

    Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...

    Hadi gel ey Yâr!

    Nurdağına davet var

    İşte

    Kırk yaşındasın

    Hira Nur dağındasın

    Cibril iniyor göklerden

    Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor

    Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın

    Karanlık gecelerimize sabahsın

    Sen Nebiyullahsın

    Sen Habibullahsın

    Sen Rasulullahsın

    Niye incittilerki seni sultanım

    Niye işkence yaptılarki sana

    Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar

    Himayesiz kaldın diye mi

    Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne

    ' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin

    Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza

    Başına pislikler saçılıyor

    Başlar feda o mübarek başına

    Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar

    Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru

    Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla

    ' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta

    Bu koşan kim?

    Ve cevap veriyor biri:

    Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra

    Velilerin anası...

    Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın

    Sana yeryüzünde en çok benzeyen

    Gülmesi sen, ağlaması sen

    ' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza

    Niye çıkardılar ki yurdundan seni

    Himayesiz kaldın diye mi

    Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni

    Seni yetim bulup barındıranı

    Seni alemlere rahmet kılanı

    Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun

    Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun

    'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı

    Sen,

    Sen ' Allah! ' diyordun

    Allah Azze ve Celle

    Semayı haşyet kaplıyordu

    Sen ' Allah! ' diyordun

    Arş-ı Âla titriyordu

    Bedir' de ' Allah! ' diyordun

    Üç bin melek iniyordu alaca atlarda

    Yüz yirmi beş bin sahabi:

    ' Anam babam sana feda olsun ' diyordu

    Ya Rasulallah

    Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun

    Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce

    Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi

    ' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara

    ' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi

    Sen de:

    ' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin

    Bu gün yaşayan gençler var

    Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki

    Ama seni onlar da çok seviyor

    Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar

    Senden başka kimseleri yok

    Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

    Altmış üç yaşındasın

    Refik-i Âla duasındasın

    Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu

    Kenarları beyazdı

    Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın

    Ve mübarek ellerini dizine vurarak:

    ' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin

    Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:

    ' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver '

    Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile

    İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile

    ' Peki ' dedin o zata

    Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin

    Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı

    Aynı cübbeden yine yine diktirdiler

    Ama giyinmek nasip olmadı

    Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle:

    ' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler '

    Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini

    ' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim'

    Sultanım!

    Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili

    Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili

    Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik

    Rabbinden bize ne getirdi isen amenna

    Duyduk, itaat ettik

    Ya Rasulallah

    Sen hâlâ kırk yaşındasın

    Ve hâlâ ümmetinin başındasın...

    Dursun Ali Erzincanlı


    Gelseydin

    Sevgili!
    Ümmü Mektum gibi
    Seni görmeden sana sesleniyoruz
    Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
    Sanki açınca gözlerimizi
    Seni görecekmişiz gibi
    Sana sesleniyoruz.
    Senin huzurunda ses yükselmez.
    Edeple konuşulur; edeple susulur.
    Hele biz ki bu kapının dilencileri,
    El açıp beklemekten başka
    Bize bir şey düşmezdi ama
    Şu araya giren yıllar olmasa
    Medine’ne uzak yollar olmasa
    İsmin anılınca yürek yanmasa
    Kapında beklemekten başka
    Bize bir şey düşmezdi.
    Bekliyoruz Sultânım!
    Rüyada olsa bile
    Belki teşrif edersin diye
    Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
    Seni bekliyoruz.
    Gelseydin,
    Bizim için cennet olurdu gelişin.
    Gelseydin,
    Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
    'Kardeşlerim' deyişini
    Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
    Gelseydin,
    Dolaşsaydın sofralarımızı,
    Bir tabak fazla görecektin,
    Bir bardak, bir kaşık fazla...
    Ve sofrada bir yer boş,
    Baş köşe! ..
    Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye.
    Gelseydin,
    Dolaşsaydın gecelerimizi,
    O 'Kutlu Doğum' gecelerini,
    Anneler görecektin.
    Yeni doğmuşsun gibi,
    Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
    Mışıl mışıl uyuyasın diye
    Seni sabahlara kadar
    Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
    Sevgili!
    Gelseydin,
    Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi,
    Eyyüb Sultan gibi,
    Kab bin Malik gibi,
    Bir fecir vaktinde,
    Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
    Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
    Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
    Arkalarına bakmayı ar sayan,
    Yiğitler görecektin.
    Onlar senin yiğidin,
    Elleri, o öpülesi elleri,
    Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
    Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
    Gelseydin,
    Gecenin zifiri karanlığında,
    Uykunun en tatlı aralığında,
    Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa
    Gençler görecektin.
    Gözyaşı dökerken günahlarına,
    Veysel Karani'den istediğin gibi,
    İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
    Gelseydin,
    Asr-ı saadet gibi olmasa da,
    Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
    Yine senin ikliminde yetişen.
    Ama sen gelseydin,
    Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! !
    Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
    Hz.Vahşi gibi...
    Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken
    Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
    Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa
    Bakışları yerdeydi.
    Edepten göz göze gelmezlerdi.
    Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin.
    Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü,
    Bir de Ömer(R.A.) ...
    Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi
    Pencerelerde, kapı önlerinde,
    Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var.
    Gelseydin,
    Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
    Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
    Sevgili!
    Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
    Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
    Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
    Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
    Sevgili!
    Bekliyoruz! ...

    :: Dursun Ali ERZİNCANLI::.



    Aşkın aldı benden beni bana seni gerek seni
    Ben yanarım dün ü günü bana seni gerek seni

    Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim
    Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni

    Aşkın aşıklar öldürür aşk denizine daldırır
    Tecelli ile doldurur bana seni gerek seni

    Aşkın şarabından içem Mecnun olup dağa düşem
    Sensin dün ü gün endişem bana seni gerek seni

    Sofulara sohbet gerek ahîlere ahret gerek
    Mecnunlara Leyla gerek bana seni gerek seni

    Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar
    Toprağım anda çağıra bana seni gerek seni

    Miskin Yunus benim adım gün geldikçe artar odum
    İki cihanda maksudum bana seni gerek seni
    YUNUS EMRE




    Beyinler ürperiyor YA RABB, ne korkunç inkılab olmuş; Ne din kalmış ne iman;din harab, iman turab olmuş. [Mehmet Akif Ersoy]

  3. Kanal d canlı izle #3
    Bayan Üye Array hilalim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    76
    Teşekkür Et
    8
    5 Konusuna 6 Teşekkür Almış

    Miraç
    Kapatın gözlerinizi
    Ve karanlıgı seyredin
    Mekkede bir gece
    Yorgunluk havada
    Gariplik suda
    Simsiyah bir sessizlik
    Uyku bile uykuda
    Kâbenin hatim kısmında
    Yani üzre yatan biri var


    Yıl hüzün yılı
    Vefakâr eş,
    Haticet-ul Kubra yok.
    Kâbenin hatim kısmında
    Yani üzre yatan biri var
    Teselli arayan kalb
    Hüzünle çarpan kalb
    O,nun kalbi.
    Ve ayak sesleri
    Yıldızlar isildiyor

    Bu ayak sesleri göklerden
    Yol veriyor yıldızlar
    Semâdan inenler var.
    İzin verseydi Allah,
    Kâinat inerdi yere
    Çünkü Kâbenin hatim kısmında yatan
    Sultan-ı Levlâktır.
    Habib-i Zisandır o.
    Nûr-u Hûdadır.
    Merhamet ufkunun nazli günesi
    Kâinatın biricik çiçegidir o..

    İzin verseydi llah,
    Alemler inerdi yere.
    Oysa emir yalnız Cebraile
    Ve yalnız Cebrail indi yere..
    Kalk Ya Resûlellah !
    Semâda melekler seni bekler.
    Taifte taşlanan yüzüne hasret,
    Alaya alınan sözüne hasret.
    Seni bekler melekler.

    Yeryüzünde vefâ yok mu ?
    Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin ?
    Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden ?
    Davetini hafife mi aldılar ?
    Üzülme ve aç gözlerini,
    Öteler bekliyor seni.
    Bu gece Kâinat asdını anacak,
    Aç gözlerini ki âlemler nazarına kanacak.
    Burak senin için uçaçak,
    Aç gözlerini Ya Habibullah !
    Bu gecenin adına Isra diyecek Allah,
    Ey yedi kat semâ aç kapılarını
    Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberden.
    De ki,Hazret-i Ademe :
    cennetin kapısına adı yazılan,
    İsminin hatırına af istedigin
    Salih ogul geliyor.
    Söyle Isa ,ya :
    Kuytu köselerde,
    Havarilerinle Allah,a siginirken,
    Bir adım ötedeymis gibi kokusunu aldigin,
    Ve insanliga gelisini müjdeledigin,
    Ahmet geliyor.
    Yusuf,a , Idris,e , Harun,a söyle,
    Musa,ya de ki :
    Vasiflarina hayran olup ta,
    Ummetinden olmak istedigin,
    Salih kardes geliyor.
    Müjde ver İbrahim Peygambere,
    Dua dua yalvarip,
    Gelmesini istedigin ogul geliyor.
    Aç kapilarini ey yedi kat semâ.
    Bu gelen MUHAMMED MUSTAFA.

    Cebrail yol gösterir.
    Ve yürür sultanlar sultani.
    Bu nasil bir yürüyüstür ?
    Bu nasil bir eda ?
    İnci inci ter mübarek alinlarinda.
    Bastan asagi edeb var.
    Attigi her adimda.
    Sulatanim,
    Cennetler gösterirlirken o gece,
    Ummetini hayal ettin mi Cennette ?
    Cehennem alevleri selâmlarken seni,
    Gözyaslarini gödü mü Cebrail ?
    Ummetim dedin mi ?
    Sen unutmazsin bizi bunda kusku yok.
    Tahiyyât duasi haber verdi bize,
    Sen bizi hiçbir yerde,
    Hiçbir zaman unutmadin.
    İnsaallah biz de seni unutanlardan olmayiz.
    Allah seni unutturmasin bize.
    Bir söz sultanimin dedigi gibi :
    Eger günâhlarimizdan dolayi girersek Cehenneme,
    Ve Allah bir an olsun açarsa ufkumuzu,
    *Taleâ Bedru Aleynâ* diyecegiz.

    Miraç gecesi,
    Yürüdü Resûlullah.
    Cebrail önde,
    Bir gece yüryüsüyle.
    Yürüdüler,Yükseldiler.
    Yükseldikçe yüceldiler.
    Cebrail durdu birden.
    *Ya Resûlellah,benimle buraya kadar !*
    Efendimiz :*Niçin?* diye sordu.
    Burası Sidre-i Muntehadir.
    Bir adim daha atarsam yanarım kavrulurum.
    Allah Resûlu sordular :
    Nasil gidilir Sidre-i Muntehada ?
    Cibril-i Emin cevap verdi :
    ASKLA !
    Askla gidilir Ya Resûlellah !
    Askla gidilir Ya Habibullah !
    Askla gidilir Ya Nebiyyellah !

    Yürü sultanim yol senindir.
    Ask vadisinde mühür senin.
    Söz senindir,hâl senindir.
    Muhabbetin adi sensin.
    Varliklarin tadi sensin.
    Yürü ve sel3amini ilet.
    Gözü yasli Ummetinin.
    Sensiz bunca yetimin
    İlet selâmini.
    Ahir zamanin ahini,
    Yüceler yücesine ilet.

    Sultanim,
    Sen dönerken miraçtan,
    Bizim için miraç olan,
    Bes vakit namazla,
    Bakara S3uresinin son iki ayetiyle,
    Ve sirke düsmeyenin affedilebilecegi müjdesiyle,
    Dönerken sen miraçtan,
    Biz ahir zamandan,
    Ebu Bekir edasiyle bakiyoruz sana :
    *O söylediyse dogrudur.
    Resûlullah söylediyse dogrudur.*
    Ve bir ayetin sicakligi sariyor
    Kâinatın kalbini.
    Her türlü noksanliktan münezzeh olan ALLAH.
    Kulunu geceleyin Mescid-i Haramdan alip,
    Kendisne bir takim ayetler gösterelim diye,
    Etrafini mübarek kildigimiz,
    Mescid-i Aksaya götürdü.
    Çünkü,isiten ve bilen O,dur.
    Simdi açin gözlerinizi,
    Ve Miraca hazirlanin.


    Dursun Ali Erzincanlı



    Ben Böyle Olmamalıydım

    Ben, böyle olmamalıydım
    İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma.
    İçime bir ateş düşmeliydi
    Ayaklarımın feri kesilmeliydi.
    Kendimden geçmeliydim sonra...
    Adını sayıklamalıydım, adımı unuttuğumda
    Ama bunu kimse duymamalıydı,
    Seni, mahşere kadar saklamalıydım.
    Ben böyle olmamalıydım
    Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur
    Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa
    Çalan her kapıya `sensin` diye koşmalıydım.
    Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan
    Ben hep sana yormalıydım.
    Gece yıldızlarını serpince göre
    Seni görmek için uyumalıydım.
    Şarkılar kime söylenirse söylensin
    Sana diye dinlemeliydim.
    Türküler dolmalıydı odama,
    Ben bir selvi boylu yârdan ayrıldım deyince bir ses
    Selvi boylu yâr sen olmalıydın
    Kömür gözlüm ateşine düşeli
    Senin için söylenmiş söz olmalıydı.
    Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice
    Bir keman, incecik çığlık olmalıydı
    Ama bunu kimse bilmemeliydi,
    Seni mahşere kadar saklamalıydım.
    Böyle olmamalıydım,
    Kelimeler Taif'i taşıyınca kulaklarıma
    Daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı,
    Taşların izi çıkmalıydı yüzümde.
    Uhud anılırken, dişlerine sızı düşmeliydi.
    Haremde bir ikindi vakti
    Kem gözler çevrilince sana
    Ve vefasız eller uzanınca yakana
    İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi.
    Sen ötelere hazırlanırken,
    Öteler senin için süslenirken,
    Son kez baktığın pencerede hayal edip seni,
    Perdenin son kez kapanması gibi,
    Kapanmalıydı gözlerim.
    Sonra içime doğru gerilip,
    Seni bize lutfedenin ismini haykırıp,
    'Allah(C.C.) ' deyip,
    Düşmeliydim yere.
    Ama bunu kimse bilmemeliydi.
    Seni mahşere kadar saklamıydım.
    Ve mahşer günü...
    Uzaktan seni seyretsem.
    Sana yakın olmak için can atsam.
    Beni engelleseler,
    'Sen kim yakınlık kim? ' deseler.
    Ben ağlamaktan konuşamasam.
    Gözlerini çevirsen bana.
    'Benim cennetim bana bakan gözlerindir.'
    Ve tebessüm etsen.
    Ama bunu kimse görmese,
    Seni ebede kadar saklasam.

    Dursun Ali Erzincanlı


    Gelseydin
    Sevgili!
    Ümmü Mektum gibi
    Seni görmeden sana sesleniyoruz
    Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
    Sanki açınca gözlerimizi
    Seni görecekmişiz gibi
    Sana sesleniyoruz.
    Senin huzurunda ses yükselmez.
    Edeple konuşulur; edeple susulur.
    Hele biz ki bu kapının dilencileri,
    El açıp beklemekten başka
    Bize bir şey düşmezdi ama
    Şu araya giren yıllar olmasa
    Medine’ne uzak yollar olmasa
    İsmin anılınca yürek yanmasa
    Kapında beklemekten başka
    Bize bir şey düşmezdi.
    Bekliyoruz Sultânım!
    Rüyada olsa bile
    Belki teşrif edersin diye
    Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
    Seni bekliyoruz.
    Gelseydin,
    Bizim için cennet olurdu gelişin.
    Gelseydin,
    Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
    'Kardeşlerim' deyişini
    Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
    Gelseydin,
    Dolaşsaydın sofralarımızı,
    Bir tabak fazla görecektin,
    Bir bardak, bir kaşık fazla...
    Ve sofrada bir yer boş,
    Baş köşe! ..
    Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye.
    Gelseydin,
    Dolaşsaydın gecelerimizi,
    O 'Kutlu Doğum' gecelerini,
    Anneler görecektin.
    Yeni doğmuşsun gibi,
    Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
    Mışıl mışıl uyuyasın diye
    Seni sabahlara kadar
    Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
    Sevgili!
    Gelseydin,
    Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi,
    Eyyüb Sultan gibi,
    Kab bin Malik gibi,
    Bir fecir vaktinde,
    Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
    Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
    Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
    Arkalarına bakmayı ar sayan,
    Yiğitler görecektin.
    Onlar senin yiğidin,
    Elleri, o öpülesi elleri,
    Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
    Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
    Gelseydin,
    Gecenin zifiri karanlığında,
    Uykunun en tatlı aralığında,
    Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa
    Gençler görecektin.
    Gözyaşı dökerken günahlarına,
    Veysel Karani'den istediğin gibi,
    İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
    Gelseydin,
    Asr-ı saadet gibi olmasa da,
    Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
    Yine senin ikliminde yetişen.
    Ama sen gelseydin,
    Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! !
    Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
    Hz.Vahşi gibi...
    Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken
    Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
    Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa
    Bakışları yerdeydi.
    Edepten göz göze gelmezlerdi.
    Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin.
    Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü,
    Bir de Ömer(R.A.) ...
    Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi
    Pencerelerde, kapı önlerinde,
    Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var.
    Gelseydin,
    Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
    Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
    Sevgili!
    Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
    Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
    Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
    Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
    Sevgili!
    Bekliyoruz! ... :: Dursun Ali ERZİNCANLI::..
    Dursun Ali Erzincanlı




    Beyinler ürperiyor YA RABB, ne korkunç inkılab olmuş; Ne din kalmış ne iman;din harab, iman turab olmuş. [Mehmet Akif Ersoy]

  4. Kanal d canlı izle #4
    Bayan Üye Array hilalim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2011
    Mesajlar
    76
    Teşekkür Et
    8
    5 Konusuna 6 Teşekkür Almış

    Sen Yoktun

    Sen yoktun...
    Hz Âdem’deydi nurun
    Önce cenneti,
    Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
    Âdem nuruna affedildi
    Arafat bu affa şâhitti

    Sen yoktun
    Nuh’un gemisindeydi Nurun...
    Dalgalar yeryüzünü boğarken
    Taprağın bağrındaki su
    Gökyüzüyle buluşurken
    Ve bu bir ilahi azap derken,
    Allah nurunu taşıdı binbir sebeple
    Tûfan, nurunu selamladı edeple...

    Sen yoktun...
    Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun
    İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
    “Rabbimiz” dedi,
    “Onlara kendi içlerinden
    Senin ayetlerini okuyacak
    Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
    Onları temizleyecek bir elçi gönder,
    Amin dedi on sekiz bin âlem
    Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak
    Amin dedi İsmail.
    Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
    Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.

    Sen yoktun...
    Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni
    Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
    Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..
    Çünkü bu âlemin reisi geliyor...
    Bekleyin Ahmed geliyor.
    Kainata rahmet geliyor.
    Havarilerin yüzünü okşayan,
    Ölüleri dirilten bir nefes oldun
    Ama sen yoktun...


    Sen yoktun Sultânım,
    Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
    Başı eğik gezerdi mazlum
    Huteyle göklerden seni sorardı
    Varaka seni arardı semada
    Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
    Ağlayarak süslediler ölüme...
    Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
    Sen yokken,
    Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
    Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.
    Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...
    En son çocuk atılırken çukura
    Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
    Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
    Melekler süslüyordu hirâyı.
    Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,
    Efendisine hazırlanıyordu mekke.
    Âlem Efendisine hazırlanıyordu
    Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
    Toprak yalvarıyordu rabbine,
    Allahım gönder artık diyordu.
    Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada


    Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,
    Bir inişin vardı yer yüzüne...
    Önünde cebrail!
    Ardında yalın kılıç melekler!
    Bir inişin vardı yer yüzüne...
    Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
    Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.

    Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
    Herşey sus pus olmuştu.
    Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!
    Kainat bir isim duymak istiyordu.
    Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
    Muhammed!
    Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
    Muhammed!
    Melekler öptü o nurdan ellerini.
    Muhammed!
    Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
    Sana o adı veren rahmana kurbanız


    Artık sen vardın
    Susuz topraklara rahmet indi seninle
    Annenden sonra anne halime sevindi seninle
    Yağmura mı ihtiyaç var?
    Kaldır şehadet parmağını,
    Yağmurları salsın Allah.
    Sonra tut ağacın yaprağını,
    Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
    Yeterki sen iste,
    Sen iste yarasulallah
    Deki ben kimim?
    Dağlar, taşlar dile gelsin,
    Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,
    Ente Rasulullah desin.

    Sen vardın
    Bedir kârdı,
    Uhut dardı
    Hendek yârdı.
    Yiğitlerin vardı.
    Ölmek için yarışan yiğitler...



    Hele bir enesin vardı senin.
    Enes bin malik...
    Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
    Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
    Onlar da
    “Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
    Enes kükremiş:
    “ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
    Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
    Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
    Hem de ne şehit ey nebi!
    Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
    Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...

    Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
    Uhut’ta sancağını taşıyan.
    Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
    Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.

    Ebu hureyren vardı...
    Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
    Sen anlardın,
    Ya Ebâhir gel! Derdin.


    Ve sen gittin...
    Bir gidişle gittin
    Ardında hüznün kaldı.
    Hasretin kaldı göklerde.
    Bilal ezan okuyamaz oldu
    Ne zaman teşebbüs etse
    Muhammed rasulullah demeye
    Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.

    Sonra günler ay,
    Aylar yıl oldu.
    Ve asırlar oldu
    Sensizliğe açtık gözlerimizi.
    Ama sen bırakmazsın bizi.
    Sen varsın ey şehitlerin sultanı
    Sen varsın!
    Bir şehit bile ölmezken
    Sana nasıl yok deriz.
    Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
    Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
    Ne anam var ne babam...
    Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden.


    Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
    Bırakma bizi ki; Allah;
    Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
    Bırakma bizi!
    Hayatı seninle öğretti Rahman.
    Kulluğu seninle tanıdık.
    Duayı senden öğrendik sevgili!
    Hz Ömer umre için senden izin isteyince,
    “Kardeşcik” dedin ona,
    Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?
    Bizler Ömer değiliz ama
    Bütün dualarımız senin için

    Ey Rabbimiz!
    Rasulünü anışımızdan haberdar et!
    O’na binler salat, binler selam!
    Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
    O’na vesileyi lutfet.
    O’nu refik-i Âlâya yükselt
    Bizi de affet
    O’nun hatrına affet
    Zatının hatrına Affet.

    Dursun Ali Erzincanlı



    Sözün Acıydı

    Sözün acıydı, yolun dolambaçlı...
    Yedi uzun yıl geçerek
    Yedi yıl dolaştın durdun...

    İçimden bir his şöyle diyor:
    Ayrıl arkadaşlarından istasyonda
    Sabahleyin git kente
    İliklenmiş ceketinle
    Bir dam ara
    Ve bir arkadaşın çalarsa kapını
    Aç! Haaa...Açma...
    Yine de ört hislerini

    Rastlarsan ana babana
    İstanbul'da ya da başka bir yerde
    Yürü git yabancı gibi
    Yok ol köşede
    Tanıma!
    Sana armağanları olan şapkayla gizle yüzünü
    Göster! Aaah! Gösterme, gösterme yüzünü
    Yine de gizle, ört hislerini

    İşte burada ye şu eti, çekinme
    Git rastgele bir eve yağmur yağınca
    Otur bir sandalyeye
    Ama çok kalma
    Şapkanı da unutma
    Söylüyorum sana
    Ört hislerini

    Ne söylediysen bir daha söyleme
    Düşüncelerini bir başkasında bulursan tanıma
    Kimseye imzanı ya da resmini vermemişsen
    Kimsenin yanında bullunmamış ve kimseyle konuşmamışsan
    Nasıl yakalayabişlirler seni
    Ört hislerini...

    Dikkat! Ölümü düşündüğünde
    Mezar taşın olmasın yattığın yeri belirten
    Üzerinde bir yazıyla seni eleveren
    Ölüm tarihiyle seni açığa çıkaran
    Bir kez daha, son bir kez daha
    Ört hislerini...

    Sevdiğim söylüyor bensiz olamayacağını
    Bu yüzden kendime dikkat ediyorum
    Yolda yürürken önüme bakıyorum
    Ve korkuyorum her yağmur damlasından
    Sanki beni ezeceklermiş gibi...

    Sen yine de bana bakma
    Ne giydiğini yaz bana
    Sıcak tutuyor mu?
    Uyuduğun yeri yaz bana
    Yumuşak mı?
    Nasıl göründüğünü yaz bana
    Yüzün aynı mı?
    Sorulardır sana bütün verebildiğim
    Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
    Yorgunsan uzatamam elimi
    Ya da açsan besleyemem
    Sanki bu dünyada hiç yokmuşum
    Unutmuşum gibi seni...

    Sözün acıydı, yolun dolambaçlı...
    Yedi uzun yıl geçerek
    Yedi yıl dolaştın durdun...

    Dursun Ali Erzincanlı




    Beyinler ürperiyor YA RABB, ne korkunç inkılab olmuş; Ne din kalmış ne iman;din harab, iman turab olmuş. [Mehmet Akif Ersoy]

  5. Kanal d canlı izle #5
    Mülâzım-ı Evvel Array Taha Yasin Osmanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    136
    Teşekkür Et
    0
    3 Konusuna 3 Teşekkür Almış

    çok güzel şiirler emeğinize sağlık


    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
    LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH
    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

Bu konuyu okuyan Üyeler...

Eylemler(Okuyanları Gör)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •