* Müslümanlık; ahkâma bağlılık, takvâya riâyet ve azimet ile ameldir.

* Sordular: "Bu makama nasıl eriştiniz?" Dedi: "Hz. Rasul-i Ekrem (SAS)e tabi olmakla."
* Biz insanlık suçu işleyenleri şikayet ederiz.
* 'Tarikat edebden ibarettir" hükmü ile bu yüce tarikata salik ve talib olan Allah'ın kullarına tam bir edeb şarttır.

* Mum gibi ol ve mum gibi olma!.. Mum gibi ol ki, ışığın başkalarını aydınlatsın. Mum gibi olma ki, kendini karanlıkta korsun.

* Herkes koşmakla avı tutamaz. Avı, sürekli kovalayan kimse tutar.

* Kendisinden bir keramet istendi. Cevabı: "Bunca günah yükünün altında, dimdik durabildiğimize göre, kerametimiz ortada" oldu.

* Biz ilk başta kendimizi matlub başkalarını tâlib bilirdik, şimdi o yoldan vazgeçtik. Mürşid, mutlak olarak Hakk Teâlâ'dır. Bu yüce tarikate girme yolunda her kimde bir taleb davası peyda olursa, Hakk Teâlâ onu bizim sohbetimize gönderir ve onun nasibi her ne ise kendisine erişir. Öyleyse, hakikatte taleb davası veren ve şeyhe gitmeye sevk eden Hakk Teâlâ olduğundan "o hem tâlib, hem de matlubdur" mefhumu zahir olur.

*Bu yolda hak yolcusu bir mürid, var gücüyle gayret
sarfetmedikçe, üstün çaba göstermedikçe yani himmetini
âli tutmadıkça fayda göremez. Ancak bütün bunları yapınca
beni bu kapıdan içeri aldılar ve o zaman manevi güzelliklere
ulaştım.

* Allah Teâlâ’ya ulaşmak için bizden himmet isterken,
bu isteğinizde, ayaklarınız başıma ulaşmaz hatta daha da
ileri gitmek noktasına varmazsa, size hakkımı helal etmem.

* Bizim yolumuzda varlığın ve nefis görüntülerinin
reddedilmesi, en önemli konudur. İşte Allah’a ulaşmanın
ana sermayesi budur. Ben bu usulle nefsimi, varlık âleminin
bütün katmanlarıyla teker teker kıyasladım ve şunu gördüm:
Varlık âleminde yaratılanların hepsi benden üstün. İşte bu
niyetimle, en faziletli kimseler arasına kabıl edildim.

* Ben varlık âleminin her yaratılışında, büyük hikmetler
bulunduğunu anladım. Ama nefsimden, bu anlamda hiçbir
zaman destek bulamadım. Bir ara, “Köpeğin ne faydası var?”
diye düşündüm. İşin doğrusu, köpekte bir fayda yoktu.
Bunu biliyordum. Ama bu düşüncemin sonucunda, köpeğin
var oluşunda hikmetler bulunduğunu, kendi nefsimden ise bana
hiçbir faydanın olmadığını anladım.

* Biz tasavvuf terbiyesine başladığımızda, bu yola baş koyan
200 kişiydik. Ancak ben onların hepsini geçip Allah Teâlâ’nın
yardımına ulaştım. Beni bu arkadaşların arasından öne geçirip
Allah’a ulaştıran, sadece Allah’ın yardımı olmuştur.

* Fakir, içinde nefsiyle mücadele eden, ama yaptığı işlerde
nefsine üstünlük sağlayan kişidir.

ŞAH-I NAKŞİBEND (K.S.)